Bir Çocuk Bilirim Gözleri Yaşlı

06.04.2020
348
A+
A-
Bir Çocuk Bilirim Gözleri Yaşlı

 

Dostlarım kulak verin bu sese, sizlere bir hikayem var !

Geçmişin,  şimdinin ve geleceğin hikâyesi  bu… Usulca kapatın gözlerinizi başta her yer karanlık gelecek ama telaşa lüzum yok. Dinleyin beni; bir iki adım ileride bir ağaç göreceksiniz korkmayın bakın arkasına. Dizlerini karnına doğru çekmiş eliyle başını kapatmış küçük bir kız çocuğu… Üstü başı yara bere, saçları kim bilir en son ne zaman yıkandı… Hani annenize küsüp odanın bir köşesine kıvrılır dururdunuz ya işte öyle. Biraz yaklaşın yanına başını kaldırmış korku dolu kocaman iri siyah gözleri size bakıyor karşıdan. Bir bomba sesi duyuluyor ve çevredeki insanlar feryat ediyor. Neyse duyan yok zaten biraz daha dalalım karanlığa.

Kendinizi birden sokakta buluyorsunuz. Bir harabe var sesler geliyor oradan, ürke ürke giriyorsunuz içeriye. Bu sefer bir oğlan çocuğu görünüyor, küçük ellerinde bir tahta parçası var. Araba yapmış kendine, moloz yığınlarının arasında oynuyor öyle kendince. Yan tarafta bir kadın sokulmuş duvar kenarına, annesi olsa gerek. Arada bir öksürüp tıksırıyor belli ki hasta. Çocuk birden elinde tahta oyuncak sürüp siren sesi çıkarmaya başlıyor. Anlaşılan ambulansmış elindeki, annesinin yanına gidiyor. Kadının çaresiz bakışlarını gördünüz mü ? 

Çocuk işte oyununa geri dönüyor.

Bu hikaye de tat vermiyor, başkasına geçelim. Bu sefer bir bahçedeyiz, iki katlı müstakil bir binanın önündeyiz. Sağda bir yüzme havuzu var. Üç beş çocuk oturmuş bir şeyle uğraşıyorlar. Biraz yaklaşın ve bakın. Bir tablet oyunu oynuyorlar. Çocukluğunuzu anımsıyor musunuz? Hani sizin de atariniz vardı… Çok vakit geçmeden anneleri geliyor yanlarına ve alıyor çocukların elinden atariyi. O da ne, çocuklar yerlerde nasıl feryat ediyorlar. Sanki kolları kopmuş, ciğerleri sökülmüş ve hepsi küsmüş annelerine.

Be vicdansız kadın nasıl ağlattı çocukları!

Sizce de çok gürültü yok mu burada. Hadi biraz açık havaya çıkartayım sizi. Meraya geldik etrafta otlayan inekler, keçiler, tavuklar var. Mera biraz dik yamaç bir yer. Yamacın kıyısında bir kız belirliyor. Sırtında odun destesi, kucağında kuşakla bağlı bir bebek var. Kızın kardeşi olsa gerek. Ama anneleri nerede ki? Niye kız taşıyor çocuğu? Kız dedimse de 11-12 yaşlarında bir çocuk…

Derken kız sırtındaki odunları bırakıp bebeği emzirmeye başlıyor. Şaşırıyorsunuz değil mi? Çok vakit geçmeden 50 yaşlarında bir adam geliyor yanına doğru kızın -pardon annenin-  Adam kıza olmadık hakaretler ediyor, azarlıyor. Kız da garibim ne yapsın affet bey, tamam bey deyip öylece duruyor.

Kocasıymış canım döver de sever de! Aile meselesi sonuçta karışmayalım biz.

Hadi bakalım bugünlük bu kadar yeter, nasıldı hikaye? Bu hikayeler masallardaki gibi başlayıp bitmiyor, sizi uyutmuyor da…

Bunlar sanki hikaye değil de şey gibi biraz “Gerçek”. 

Hani o sokakta köşe başlarında mendil satan gerçekler

 Üstü başı yırtık, ayakları çıplak öylece duran gerçekler

 Aile meselesi deyip evlendirilmesine sessiz kaldığınız gerçekler

 Onlara benziyor değil mi?

 O gerçeklerini hep birlikte görmüyoruz dostlar…

 

Ah Tüh yazık değil mi 

Evet 

Hani der ya şair

“Ne zaman bir çocuk ölse

gözü evlerinde

annesinin kavurduğu

helvada kalır

Yoksul bir çocuk görsem

yağmur altında üşüyen

köprü olmak geçer

hiç değilse içimden”

 

Öyle işte…

Neyse sizin uykunuz geldi belli

 İyi uykular…


BİR ÇOCUK BİLİRİM GÖZLERİ YAŞLI 

ETİKETLER: , ,
Mücella Yazıcı
Mücella Yazıcı
Hep bir boşluk içim ... Sosyoloji  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.