Büyük Doğu Külliyatından Kütüphane Kurmak

25.05.2021
134
A+
A-
Büyük Doğu Külliyatından Kütüphane Kurmak

Üstad Necip Fazıl’ın kitaplarını okuduğumuz zaman birçok yazar ve kitapla karşılaşıyoruz. Eserlerini kaleme alırken bazı eserleri tenkit ediyor, bazı eserleri ise övüyor. Yapmış olduğu incelemelerde ne kadar titiz çalıştığını, okuduğu eserlere bakarak anlayabiliriz. Dedesinin kütüphanesinde tanıştığı tasavvufi eserler ve babaannesinin romanları ile daha çocuk yaşta Doğu ve Batı ile tanışmış. Hayatının geri kalan kısımlarında da kitapları bırakmamış. Polislerin bir soruşturma üzerine evine geldiklerinde karşılaştıkları kocaman bir kütüphane olmuş.

Üstadın kitaba verdiği değeri şu cümlelerinden anlayabiliriz: ‘‘Yeni bir görüş ve duyuş mimarisinin toprak üstünde sarayını kuracak tek vasıta kitap… İnsanlık, kitabın mukaddes vasıta olmak haysiyetini dinlerden öğrendi. Bugüne kadar da hiç unutulmadı. Kitap mefhumunun bir ucunda Allah, öbür ucunda da sonsuzluk var. İnsanoğlunun ebedlerce fethede ede bitiremeyeceği sonsuzluk…‘‘ (Tanrı Kulundan Dinlediklerim-Syf 32)

Hayatına dair bilgi verdiği ‘‘Kafa Kağıdı‘‘ ve ‘‘O ve Ben‘‘ isimli kitaplarında, babaannesinin ve dedesinin kütüphanesinden alıp okuduğu kitaplardan bahsediyor. Dedesinin genelde tasavvufi eserleri okuduğunu, babaannesinin ise o dönemin önemli romanlarını okuduğunu söylüyor.

Erken yaşta İslam Alfabesiyle okuma ve yazmayı öğrenen üstadın, okumayı ilk öğrendiği dönemlerde takip ettiği bir dergi varmış. Üstaddan okuyalım: ‘‘Gazete ve dergileri bilhassa zamanın şanlı dergisi, kaymak kağıda (papye kuşe) basılı ‚‘‘Şehbal‘‘i karıştırmaya bayılıyorum.‘‘ (Kafa Kağıdı-Syf 84)

Haylaz bir çocuk olduğu için babaannesi tarafından kendisine verilen cezalardan birisi kitap okumak. Üstad bu cezayı şu şekilde anlatıyor: ‘‘Büyükbabama demek istiyordu ki: -Sen misin, torununu bu kadar şımartıp başımıza bela eden; dur, ben onu büyüleyeyim de gör! Hiçbir tütsü bu büyüyü çözemesin! Ve yığdı önüme, 40 ambarlık bir sürü kitabı… Kabahatim 5-6 yaşlarında okuyup yazmaya başlayışımdı.‘‘ (Kafa Kağıdı-93) aynı sayfanın devamında İslam harfleriyle yazılmış ‘‘Para Kuvveti‘‘ isimli bir eseri okuduğunu söylüyor.

Babaannesinin verdiği romanlarla zihin dünyasını inşa ediyor çocukken. Üstadın zihin dünyasını inşa eden ilk eserlere göz atalım: ‘‘Haftada bir broşür halinde çıkan, bitmez tükenmez ‘‘Güzel Prenses‘‘… (Mişel Zevako) ve (Aleksandr Duma)nın bütün eserleri… Kılıcını bir çekişte 5-6 kelle uçuran (Şövalye dö Rogensten), (Lükres Borjiya), (Kont Ablu), sihirbaz (Nostradamüs), (Güliver), filan, falan… Hele kasketli, minkari burunlu ve ağzında piposu (Şarlok Holmes)‘‘ (Kafa Kağıdı-Syf 94) ‘‘Romanlarım arasında bu defa ‘‘Zavallı Necdet‘‘, ‘‘Ölmüş bir kadının evrak-ı metrukesi‘‘, ‘‘Ladam o- kamelya‘‘ gibi hissi ve aşki diye bilinenler de var… (Kafa Kağıdı-Syf 113)

On yaşına geldiğinde yeni eserlerle tanışıyor. Fakat eskiden okumuş olduğu bazı eserlerden kopabilmiş değil: ‘‘(Pol ve Virjini)yi, (Verter)i, (Anna Karenin)i okuyor ve henüz 10 yaşındaki beynimi bunların teknesinde yoğuruyorum. (Mişel Zevako) ve benzerlerinden vazgeçmiş değilim. Onun, içinde sihirbazları gezdirdiği bir kitabında, Mısır ehramlarının sırrını arayan birine ait macera beni sarsıyor, delirtircesine sarsıyor. (Kafa Kağıdı-Syf 115) birkaç sayfa devamında büyücülük hikayeleri anlatan bir kitaptan bahsediyor: ‘‘Elime ‘‘Gök Bayrak‘‘ diye bir kitap geçti. Onda da büyücülük hikayeleri… Fakat daha ziyade kahramanlık…‘‘(Kafa Kağıdı-Syf 117)

Kafa Kağıdı kitabının başında romanlara dair yazdığı bir yazısında Marsel Prust’un romanını Dostoyevski’ye benzeterek, her iki yazarın metinlerine ne kadar hakim olduğunu gösteriyor: ‘‘Kaybedilmiş Zamanı Ararken‘‘ isimli cilt cilt eseriyle ancak Rus romanında ve (Dostoyevski)nin kaleminde rastlanan şekilde işi ruhi harekete döken (Marsel Prust, her şeye rağmen kalabalıkların romanını verememiş ve üstün aydınların hitap edicisi olmuştur.‘‘ (Kafa Kağıdı-Syf 18)

Küçük bir çocukken, dedesinin kütüphanesinde gördüğü iki eseri yıllar sonra İbrahim Aşki Bey’den alarak okuyacaktır: ‘‘İşte bu İbrahim Aşki Bey, bana evinden iki kitap getirdi: ‘‘Semerat-ül Fuad‘‘ ve ‚‘Divan-ı Nakşi‘‘ (Kafa Kağıdı-Syf 157) Devamında artık bazı eserleri ingilizceden okuduğunu ve ingilizcesinin kuvvetlendiğini söylüyor: ‘‘İngilizcesinden (Oskar Vayld)‘i, hatta (Şekspir)‘i, (Lord Bayrın)‘ı okuyorum. Amerikan mektebinden aldığım sermayeden ötürü İngilizcem kuvvetli… Gitiikçe de kuvvetleniyor.‘‘ (Kafa Kağıdı-Syf 157)

İngilizceyi öğrenmesiyle Doğu ve Batı’yı mukayeseli okumaya başlıyor: ‘‘İngilizce yolundan Garp edebiyatiyle de temas kurmuş, (Şekspir)den (Oskar Vayld)a, (Fuzuli)den (Ahmet Haşim)e kadar, köşe bucak, taramaktayım.‘‘ (O ve Ben-Syf 46) Yaşadığı zamanın edebiyatçılarını ve metinlerini eskiyle karşılaştırırken, okumuş olduğu bazı isimler ve metinler şu şekilde: ‘‘Hacı Bektaş, Hacı Bayram, Nasreddin Hoca, Battal Gazi, Köroğlu, Karacaoğlan, Dertli, Keloğlan, Kerem ile Aslı, Ferhad İle Şirin.‘‘ (Kafa Kağıdı-Syf 191)

Edebiyat Mahkemeleri isimli eserinde Mehmet Akif, Yahya Kemal, Tevfik Fikret, Nurullah Ataç ve Nazım Hikmet gibi isimlerin poetik anlayışı üzerinde durmuş. Şiirlerini ve metinlerini müspet ve menfi manada eleştiriye tabi tutmuş. Kitabın devamında Doğu Edebiyatı başlığıyla birçok ismi ve metinlerini incelemiştir. İncelediği isimler ve metinler şu şekilde: ‘‘Yedi Askı, İmrülkays, Tarafe, Züheyr, Amr, Antere, Haris, Lebid, Nizami, El Maarri, Hayyam, İbni Fariz, Sadi, Kakabe, Horo, Merepamo, Baba Tahir, Ebu Hafs Soğdi, Abbas Mervi, Hanzalai Badgisi, Ebu Süleyk Gürgani, Ebu Şekur Belhi, Rudegi, Dakiki, Ebu Mansur, Kisai, Firdevsi…‘‘ (Bkz-Edebiyat Mahkemeleri)

İman ve İslam Atlası isimli ilmihal eserini hazırlarken okumuş olduğu kaynakları kitabın başında zikrediyor: ‘‘Bu eserin zahiri ölçüler tarafı, Tahtavi, Halebi, İbn-i Abidin, Kuduri, Dürr-ü Muhtar, Mülteka, Behce, Fetava-yi Hindiyye ve emsali emin mehazlara bağlı, Nimet-ül İslam, Mecmua-tüz-Zühdiyye, Mevzuat-ül Ülum, Dürr-ü Yekta, Mir’at-ül Haremeyn, vesaire vesaire vesaireye dayanır. (İman ve İslam Atlası-Syf 12)

Üstad Doğu’yu ve Batı’yı okuduktan sonra, mutlak fikir nispetinde bir şuur süzgeciyle Batı’yı inceliyor. Batı’nın fikir dünyasını inşa etmiş birçok ismi okumuş ve belli noktalarda eleştirilerini sunmuş: ‘‘Garp aleminde, kendilerince yaşayabilenler, yani duyup yazabilenler arasında en mahrem ve azaplı seziş sınırlarını zorlayabilmiş bir kaç isim tanıyorum: Büyük mustariplerden (Paskal), (Bodler), (Göte), (Tolstoy) ve (Rembo)…‘‘ (O ve Ben-Syf 70)

Yunan mitolojisi başta olmak üzere birçok mitoloji okumuş. Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu isimli eserinden, okumuş olduğu eserleri ve isimleri şu şekilde zikredebiliriz: ‘‘Sokrates, Platon, Aristo, Servetus, Giordano Bruno, Kampanella, Vanini, Bacon, Thomas Moore, Spinoza, Decartes, Kant, Bergson, Hegel, Schopenhauer, Engels, Marks, Lenin, Hume, Durkheim, Herbert Spencer, Darvin, Huxley, Nietzsche, Heidegger, Freud, Şibli Numani, Yunus Emre, Mevlana, İbni Sina, Farabi, Kindi, Gazali, İmam Rabbani, İbni Arabi. (Bkz-Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu) Komünizmi incelerken Şeyh Bedreddin’in Varidat isimli eserini de incelemiştir. (Bkz-Sosyalizm, Komünizm ve İnsanlık)

Son Devrin Din Mazlumları kitabında zikrettiği bazı eserler ve isimler şu şekilde: ‘‘İskilipli Atıf Hoca’nın Frenk Mukallitliği ve Şapka, Mîrât-ül İslâm, İslâm Yolu, İslâm Çığırı, Dîn-i İslâm’da Men-i Müskirât, Nazar-ı Şeriatta Kuvve-i Berriye ve Bahriyye, Tesettür-ü Şer’î, Muâyenet-üt Talebe, Medeniyyet-i Şer’iyye, Şeyh Esad Efendi’nin Mektubat, Divan, Mahmut Goloğlu’nun Devrimler ve Tepkileri, Metin Toker’in Şeyh Said ve İsyanı, Said Nursi’nin bazı kitapları‘‘ (Bkz-Son Devrin Din Mazlumları)

Üstad, bazı kitapları sadeleştirerek tekrardan yayınlamıştır. Bu eserlere bakalım: ‘‘İmam Kastalani’nin Gönül Nimetleri, Şeyh Safiyüddin’in Reşahat, İmam Rabbani’nin Mektubat‘‘ bu eserler dışında Abdulhakim Arvasi’nin şu eserlerini yayına hazırlamıştır: ‘‘Rabıta-i Şerife, Hal Tercümesi, Ashab-ı Kiram, Ebeveyn-i Resulullah, Ruh Risalesi, Sefer-i Ahiret.‘‘

Üstad Necip Fazıl, eserlerinde zikrettiği kitaplarla ne kadar geniş bir birikimin neticesinde Büyük Doğu Külliyatını ortaya koyduğunu gösteriyor. Bu eserlere yaptığı net tenkitler ve edep ölçüsünü koruması hayret uyandırıyor. Üstadın kendine mahsus ölçüleriyle bazı eserleri yorumlaması ve sadeleştirmesi bize özgün bir metod öğretiyor. Kendi eserleri dışında, bize Doğu ve Batı’nın düşünce dünyasına dair geniş bir kütüphane sunuyor. Üstad Necip Fazıl’a rahmetle.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.