Hümeyra Yargıcı ile Şiir ve Edebiyat Üzerine Söyleşi

03.02.2021
459
A+
A-
Hümeyra Yargıcı ile Şiir ve Edebiyat Üzerine Söyleşi

Burak: Hümeyra Yargıcı kimdir? Okurlarımız için kendinizi tanıtır mısınız?

Hümeyra Yargıcı: Babamın ve annemin memuriyeti nedeniyle Sivas’ta dünyaya gelmişim. Hatay ve Osmaniye’de büyüdüm. İlköğrenimimi Hatay’da, ortaöğrenimi Osmaniye’de tamamladım. 2001 yılında Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdim. Aynı yıl Osmaniye’ye atandım. Hâlen de burada göreve devam ediyorum. Şiir, öykü ve yazı çalışmalarım öncelikle Türk Edebiyatı, Derkenar, Berceste, Şiar dergilerinde yayımlandı.

Burak: Öncelikle ilk kitabınız Arta Kalan hayırlı olsun. Kitabınızın girişinde şiire bir müddet küstüğünüzden bahsediyorsunuz. Genelde şairlerin böyle kırılma dönemleri oluyor. Bu süreci nasıl geçirdiniz? Ve bir şair şiire neden küser?

Hümeyra Yargıcı: Teşekkür ediyorum. Bu, kendime de izahta zorluk çektiğim bir konu aslında. Evet, uzunca bir süre yazmadım, yazma isteğine karşı çıktım, şiir geldi geri gönderdim. Fakat dostların ara ara yoklamaları, özellikle Şiar için sevgili arkadaşım Esma’nın ricası sanırım yeniden dönmemi sağladı. Belki yazmaya direnmenin mücadelesi içten içe beni yormuştu, bu çağrı can simidi oldu, bilemiyorum.
Yazmak da okumak da vazgeçiştir bir bakıma. Yazarken kelimelere bazen bu vazgeçişin bedelini de yüklersiniz. Yazmadığım dönemlerde bol bol okudum. Edebiyattan uzak kalmadım.

Burak: İz şiirinizi okurken tüm satırların altını çizmiştim. Vazgeçilemeyen bir acının hikayesini okuduğumu hissettim. Özel olmayacaksa bu şiirin hikayesini bize anlatabilir misiniz?

Hümeyra Yargıcı: “Bir şiiri terlemek nasıl olur bilirsin” diye başlıyor şiir. Kelamın büyüsü var elbette. Her kelimenin ayrı tadı, ahengi hatta kokusu olduğunu düşünüyorum. Çok büyük laflar etmek istemem. Şairin fildişi kulesinde sonsuz acılara gark olmuş biri olduğunu düşünmüyorum. Fakat dünya gurbetinde asla tamamlanmış hissedemeyeceğimizin de bilincindeyim. Bu şuur ile –şiirin de şuur ile aynı kökten geldiğini hatırlarsak- hayata devam etmek, her gün her gün yeniden başlamak çok büyük bir imtihan. İz’i bir çırpıda, günlerce içimde taşıdığım bir huzursuzluk sonrası yazdığımı hatırlıyorum. Şiir her zaman bir çırpıda yazılmaz. Yazdıktan sonra da büyük bir ferahlama hissedersiniz. İnsanın acısı sonsuz istekler ve fanilik arasında gidip gelen serüvende fanilik bilgisini ara ara unutmasından kaynaklanıyor olabilir.

Burak: Yanılgı şiirinizde yaşamın mahiyetini tartışıyorsunuz. Netice olarak yaşamak biraz da yanılgıdır diyorsunuz. Yanılgı olan yaşamda hakikat arayışı olarak mı görüyorsunuz şiiri? Yani şiirinizi bu arayış üzerine mi kurguluyorsunuz?

Hümeyra Yargıcı: Efendimizin dünya hayatını bir ağacın gölgesinde dinlenmeye benzettiği hadisi şerifi beni çok etkiler. “Yaşamak sanmıştım, elimde sabun” derken aslında kendi adıma gölgeleri gerçek sanmak yanılgısına düşmemeyi dilerim. Şiire bir misyon yüklemeli mi, orası da çok uzun tartışılacak bir konu elbet. Ben kendi adıma “Kendi efkârımca okur yazarım.” diyebiliyorum ancak.

Burak: Şiir diliniz ne tam olarak yalın ne de tam olarak müphem. Bu kıvam şiirde gerçekten çok önemli. Okuyana hem zevk veren hem de düşündüren bir dil. Bu kıvamı tutturmak çalışma ürünü mü yoksa kendiliğinden mi? Yani şiirde bu kıvamı çalışan herkes tutturabilir mi? Bu soruya cevabınız evet ise bu kıvamı tutturmak için bir metot tavsiyeniz var mı?

Hümeyra Yargıcı: Şiir çalışılan bir şey midir, bu da bir tartışma konusu aslında. Bence yazıldıktan sonra çalışılır ve çalışılmalıdır şiir üzerinde. Üslubun oluşması emek ister; zamanla meşrebinize, tercih ettiğiniz anlatım şekline göre şekillenir. Yazmadan önce de okumak, okumak, okumak diyorum. Okumadan yazabileceğimi düşünmüyorum.

Burak: Sosyal medyadan sizi takip ettiğimiz kadarıyla sürekli şiir okuyorsunuz. Yeni şiir kitaplarını takip ediyorsunuz. Genç kuşağa da hakimsiniz. Türkiye’de genç şairlerin durumunu nasıl buluyorsunuz? Takip edilmesi gereken birkaç şair ismi de alabilirsek seviniriz.

Hümeyra Yargıcı: Okumak aşkı çok küçük yaşlarda beni yakaladı. Rahmetli dedemin zamanın şartlarına göre oldukça zengin bir kütüphanesi vardı. Okumayı söker sökmez Varlık Çocuk Klasikleri’ne dadandığımı hatırlıyorum. Lise yıllarıma kadar daha çok roman okudum. Abur cubur atıştırır gibi bir iştahla hem de. Lisede şiirle tanışma, ilk şiir tecrübeleri, sonrasında edebiyat fakültesi.
Şiiri dergilerde ve kitaplarda hassaten takip ediyorum. Çağdaşlarım ne yazıyor, kim hangi koridorda ilerliyor. Yeni bakış açıları neler? Bunlar benim zaten ilgi alanım. Yazmasam da okumaya devam ederdim şiiri. Şiir ile ilgili teorik çalışmalar da dikkatimi çekiyor açıkçası. Mümkün mertebe takip etmeye çalışıyorum.
Şiir ile ilgili tartışmalar her dönemde olmuştur, olmaya da devam edecektir. Ben günümüzde şiirin çok verimli bir dönemden geçtiğini, çok güzel şiirler yazıldığını düşünüyorum. Okuduğum her şairin üstümde hakkı vardır, kimi söylesem diğeri eksik kalır diye endişe ederim açıkçası. Güzel her mısraya saygı duyuyorum ve seviniyorum.
Gençlerden her zaman ümitvâr oldum. Öğretmen kimliğimle konuşacak olursam şikayetçi orta yaş kalabalığından hep uzak durdum. Şikayet ve memnuniyetsizlik benim hayat enerjimi düşürüyor. Çevremde böyle insan bulundurmak istemiyorum. Güvenip fırsat verdiğinizde gençlerin güzel şeyler ortaya koyduklarına şahit oldum. Bu çağ ve bu zaman içinde yaşamamız takdir edilmiş ise , zamanın da canlı bir varlık olduğu şuuruyla güzeli görmek ve güzelliklere şahit olmak için elimizden geleni yapmalıyız, diye düşünüyorum. Öğretirken öğrendiğimi de mutlulukla gözlemlediğim çok olmuştur.

Burak: Northrop Frye’nin poetikasında okuduğum “Sanat “ben bunu sevmedim”in “bu benim tahayyül ettiğime benzemiyor”a döndüğü yerde başlar.” sözü geldi aklıma. Tahayyül ettikleriniz olduğunda veya yapacak işleriniz bittiğinde şiiri bırakacak mısınız? Yani şiir sizin için salt motivasyon aracı mı yoksa hayatınızda hiç ayrılmayacağınız kurtuluş limanı mı?

Hümeyra Yargıcı: “İyi ki şiir var, iyi ki şiir okuyan ya da okuyabileceğim dostlarım var.” dediğim çok olmuştur. Hakikat acıtır, incitir, yaralar. Şiirin büyüsü burada başlıyor benim için. Katı gerçeği yumuşatıyor, dayanma gücü veriyor. Şiir hayatımda hep oldu, bundan sonra da olmasını isterim. Şiir aynı zamanda verili kabulleri sorgulamak, ters yüz etmek, her şeye eyvallah dememektir. Mücadeledir, itirazdır. Bak siz böyle diyorsunuz ama, bu da var, diyebilmektir. Bir de böyle bakın, çağrısıdır.
Hiç tanımadığınız birinin satırlarında o anki hissiyatınızı bulmak, ya da sizin mısralarınızın bir başkasının duygularına tercüman olması çok kıymetli bir şey.
Şiiri bırakır mıyım bir daha. Eğer kendimi tekrarladığımı hissedersem, yine yazarım ama açığa çıkarmam sanırım.

Burak:Şiir sıradan bir dil değildir. “Şiir” düzyazıya çevrilemeyen dildir.” Diyor Rilke. Bu görüş hakkında yorumunuzu merak ediyorum biraz. Yani şiirlerin hikayesi yazılır mı?

Hümeyra Yargıcı: Ben de böyle düşünüyorum. Tanpınar diyor ya “Şiirlerimde sustuklarımı romanlarımda anlattım.” diye. Şiirde müphemiyeti tercih eden Haşim’in de nesir dili sade ve açıktır.
Şiir farklı bir dille anlatmaktır. Günlük dilin kalıplarından âzade olmaktır. Cezbediciliği de bundandır belki.

Burak: Şiirlerinizde dağlara sıklıkla rastlıyoruz. Kimi zaman dağlarda kekik kokusu diyerek sevdayı anlatıyorsunuz. Kimi zaman da yaşamak kuvvetini dağlar verir mi bana diyerek dağlara önemli bir görev yüklüyorsunuz. Dağ metaforu ile ne anlatmak istiyorsunuz şiirinizde?

Hümeyra Yargıcı: Ben Akdeniz, hassaten Çukurova çocuğuyum. İki gün güneş görmesem endişeye kapılırım. Güneşin bizi kavurduğu vakitlerde başımızı kaldırır dağlara bakarız. Yazın serinlemek için dağlara çıkarız. Kış gelir, karı uzaktan dağların tepesine bakarak yaşarız. Herkes keyfini sürer, biz ayazını yeriz. Dağ benim için ufuk demek biraz da. Nefes almak. Tarlada çalışan bir insanın ağustos güneşinde doğrulup terini silerken dalıp gittiği uzaklar demek. Anlatılır ki yaşadığım şehrin halkı dağdan düze indirilmiş. Genetik bir hasret belki de.

Burak: Bu güzel söyleşi için teşekkür ederiz. Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

Hümeyra Yargıcı: Ben teşekkür ederim değerli kardeşim. Okurlarınıza saygılarımı sunarım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.