Müslüman Genç Şaire Mektup

Yusuf Bilâl Aydeniz
18 Nisan 1991 tarihinde doğdu. Eğitim Fakültesi mezunu. Edebiyat, tarih, felsefe, sosyoloji alanlarıyla ilgili yazılar kaleme aldı. Necip Fazıl ve Büyük Doğu; Sezai Karakoç ve Diriliş düşüncesi; Nurettin Topçu ve Hareket fikriyatı üzerine özel çalışmalar içeren yazılar yazdı. Üniversite talebelerine yönelik ‘Edebiyat ve Fikriyat’ başlıklı geniş perspektifli kitap okuma tahlillerini yönetti. Şiirleri ve yazıları Ayasofya, Ay Vakti, Bilge Adamlar, Edebiyat Ortamı, La, İkrar, İmsak, İtibar, Şiar, Temmuz, Umran, Yedi İklim ve Yolcu dergilerinde yayımlandı. 2016-2017 yılları arasında ayasofyadergisi.com’da haftalık yazılar yazdı. Hâlen muhtelif dergilerde yazı ve şiirleri yayımlanıyor.
07.10.2019
101
A+
A-

Ey Müslüman genç şair kardeşim!

Çağı bilginle ger, mısraılarınla tart ve ahlâkınla kuşat. Kelimeleri titreten genç sesini merdiven yap ihtiyar küremizin alnına. Ve tırman sonsuzluğun iklimine. İnsanlığın trajedisine yeni bir renk ver heybendeki gökkuşağı fırçasından. Âlem kâğıt, gökyüzü mürekkep ve toprak kalemdir senin için. Sakallarının gölgesine yaslanan umudun çivisini çak dudaklardan kalplere doğru.

Senin şiirine vereceğin başlık, ayçiçeklerinin yüzünü güneşe döndüğü yöndür. Kalp denizinde imandır pusulan. Ve senin mensup olduğun hakikat medeniyeti, ölüsünü bile gömmeden evvel yıkayan bir medeniyettir. Bu medeniyetin şairi, dünyayı Diriliş marşıyla yeniden uyandıracaktır. Kapadokya’daki uçurtmanın gıcırtısı, Ihlara Vadisi’nde akis bulup Hevsel Bahçeleri’nde özgürlüğün tohum timsali olacaktır. Senin şiirinin ışıltısı ile gürleyecektir Sakarya, Eğirdir ve Dicle! Mostar’dan Malabadi’ye uzanan bir köprüdür senin şiirinin kolları.

Edebiyatın edep şadırvanından akan merhamet suyu ile abdest aldır harflere. Fetih sûresinin yirmi dokuzuncu âyetini as ufukların mahyasına.  Senin sesin Süleymaniye’de, Selimiye’de, Mihrimah Sultan’da, Gevher Nesibe’de, Ayasofya’da, Bursa Ulu Camii’nde, Diyarbekir Ulu Camii’nde yaşlıların duasına, çocukların sevincine dönüşecektir.

Şiir ile şuurun aynı kökten geldiğini hatırla. İmanın şuurunun reostası, kalbin de şiirinin alaşımı olsun. Acının zihnine yaptığı basıncı, şükür ve istiğfar ile izole et. Kesafetli yalnızlığını rüzgârın gözlerine sürme gibi çek. Sen hükümdarısın kalemin, adaletli ol ve doğruyu haykır! Kaleme yemin olsun ki, haktan yana olmayan her kalem zelil olup kırılmaya lâyıktır.

 İstidadın imtihanındır. İyiye ve güzele meylet. Kargaşaya, anarşiye değil, birliğe ve kardeşliğe çağır insanları. Zekânı ve bilgilerini hayra hizmet için kullan. Ruhundan öyle kelimeler üfür ki, Firavun’un sarayı gibi içi boş heybet değil, Musa’nın asası gibi hikmet dolu asalet olsun. Şairlik senin için bir rüçhan(üstünlük) meselesi değil, hakkı musiki bir edayla savunmaya vesile materyal olsun. Bu aziz milletin evladı olduğunu unutma. Mücadelen Allah, din-i mübin ve millet için olsun. Senin şiirin, yeri geldiğinde düşmanın ayaklarına dolanacak ve düşmanı şaşırtacaktır. Ancak düşmanına bile zulümle değil adaletle davranacaksın.

Anadolu, Mezopotamya ve Maveraünnehir’in bileşkesi olan toprakların çocuğusun sen. Sezai Karakoç’un deyişiyle, tabiatı duruşun ve bakışınla verimlendirmişsin. O kadar değerli bir coğrafyanın çocuğusun ki, Mehmed Âkif boşuna mı “Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın,” diyordu? Mahmud Derviş’ten mülhem, şenin şiirin savaş uçağı pilotlarının bile fikrini değiştirecektir. İyiliğin, insanlığın hasret kalınmış kök hücresi olacaktır senin şiirin.

Senin iki dünyan ve iki davan var. Dünyaya kapılıp kendini ebedi yurdun olacak olan âhiretten vareste etme. Öyle samimiyetle şiirler yaz ki, âhirette “Ya Rabbi! Senin verdiğin istidat ile insanları güzelliğe ve hayra çağırdım,” diyecek yüzün olsun. Yoksa sırf şiir yazmak için kalem oynatmaya bile değmez. Senin iki davan ise evlilik ve onu da kapsayan din-i mübin davasıdır. Hanımın sana Allah’ın emanetidir. Onun ondüle(kıvrımlı) zihnindeki dağların içinde, yüksekteki tek ovası sensin. Ona sadakat, merhamet ve hürmet ile muamele et. O, senin dünya üzerinde yazabileceğin en güzel şiir olacaktır. Yazdığın şiirleri ilkin ona oku ve onunla yükselmeye çalış kalbin miracına. Biliyorsun ki, Allah’a ancak güzel sözler yükselir.

Kusur insanın süsüdür. İnsanları kusurlarından dolayı hâkir görme. Sen Müslümansın, kibirli olmak yakışmaz sana. Onlar senin gördüklerini göremiyor olabilirler. Nice büyük ve işler kafanın sonu kibirden ötürü hüsran oldu. Sabır ve dua ile iltica et Allah’a. Tenkidi makul düzeyde yap, kutuplara savrulma. Çile çekmeden bu yolda başarılı olamayacağını senden önceki nesillerden öğrenmiş olmalısın. Şairliğini geçici dünya hayatının metalarına esir etme. Şartlar ne olursa olsun, şiirindeki vicdan tarlasını nadasa bırakma. Sen bilginle, ahlâkınla, ufkunla, merhametinle hakikat meşalesini her daim taşıyacaksın. Şiir senin atındır. Atının nalı da ferasettir. Atını çağın meydanında şaha kaldıracaksın. Dönemin hengâmesine değil, hakikatin âlem üzerindeki gerçek sanatının pınarına müdavim olacaksın.

Seni kendisine muhatap olarak gördü Şuarâ sûresi. Şaşkın şaşkın vadilerde gezinen şairlerden ve onların izini sürenlerden uzak dur. Senin biricik vasfın, insanlara hakkı tavsiye etmektir. O ne bedbaht şiirdir ki, içinde dünya adına her şey olsun; hak, adalet, ahlâk, sevgi ve merhamet adına bir şey olmasın. Şiirden anlamayan ve şiirin galat olduğunu söyleyenlere de ki: “Kelimelere hükmü geçmeyenin, nefsine de hükmü geçmez.” Hiçbir şey seni yıldırmasın. Allah’a inanıp güvenmek ümidin ehramı, nimetlerin en büyüğüdür. Allah’ın izniyle her şey daha iyi olacak.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.