Misâk-ı Ezel’in İnkişafı: Dostluk ve Vefâ’t

Oğuzhan Osman Koçak
Vakti Geldi.
05.10.2019
762
A+
A-

MİSAK-I EZELİN İNKİŞAFI: DOSTLUK VE VEFA

 

Ey sevgili dosttan başkasına bakmak can için bir perde imiş

Kavuşma meclisine (ulaşmaya) engel olan rakibe bak

Nesimi

Her güzelin gönlüne sırların güzelliklerin nakşedildiği, bir bade ile canların yola revan olması için hazırlıkların temam olduğu, o güzel suale tabi olduğu anda ilk duyulan sesin ve o sesin gören ve dahi birbirlerinin gözlerini duyan bu âlemde de biteviye gören, görmeyen dostlara selam olsun.

 

Merbutiyet kapısının belki de aydınlandığı sadece aralandığı o vakit cümle kaidelerin var olduğu o güzel vakti hatırlarım, dostluk kandillerinin uyandırıldığı o vakitten bahsediyorum. Bir kâmil mürşidi kemale erdiren on bir kandilin bin bir sırra inkişafını deyiverdiler zaman zaman. İşte o kandiller o vakitte uyandırıldı. Cümle sırrın başında son dedikleri vefâ/t yani buluşma noktasında. Ey nefsim duy!

O kapıdan ilk buyur edilen edebiyle kokusuyla tüm âlemlerin uyanmasına vesile olan o can dost idi. İşte ardından gelenler sorgusuzca aynı anda varoluş sözleşmesine tabi olanlar birbirlerini bu alemde de o günden hatırlayan dostlar idi.

İnsan, cân/dost vasfını o gün almış ve orada var olmuştur. Misakı ezelden bu yana kat kat dünya elbisesine sarılsak ta canı candan sakınsak da o vakitten duyduğumuz gözleri , gördüğümüz sesleri işitir görür birden irkiliriz. Seyrine doyamayız bu dostlarımızın. Zira, o günden haber ederler dostlar bize.

 

Bu çağda birkaç kıta olduğunu kaideymiş gibi sunanlardan olmamak gerek. Derdini bil, dostunu bil, kıtaların ayrılmaz o zaman dosttan vefadan. Birlikte ahdettiğimiz dostları unutma. Hani bir vakit evvel demiştim veya dedirtmişlerdi:

“Aşk ile Aşk için Şark Yandı

Garp Kul/Kül Oldu.’’ deyi.

Kül olmak değil isteğin bak ne demiş Nesimî Dost;
“Mahbûb-ı emin yâr-ı ebed var iken ey dost

Ağyâr ategin tutma vû ağyara yapışma.’’

Ey dost, emin, güvenilir ebedi sevgili var iken başkasının eteğini tutup onlara yapışma. Kandillerin uyandırıldığı o güzel vakti hatırla. Zamanın farkında ol. Kalbinin hallerini bil. Adımlarını seyret. Her dem o güzel huzuru hatırla. Zira dost senin seyrinde. Biraz sus şimdi, susa…

 

Konuş şimdi. Uy. Yan. An. Uyan…

Nicedir Dost kapısını gözlersin. Seyrettiğin vakti bildin mi? Sesi duydun mu?

Seyyid Nesimî, Dost Nesimî ne der duyar mısın?

‘’Her yana kim döner yüzüm,

Dostu görür anda gözüm,

Çün bu gamından gam yedim,

Şâdân u mesrûr olmuşum.’’

 

Aşktandır; yürek yangınını sorgusuzca kabul edişinde şüphen yok idi. Dostluk bahsini sana açan yüreğinin soruları da halen yoktur bilirim. Sesin de kırgınlık olmasın, Gönlün incinmesin bu âlemde duyma iblisleri. Dosttur İnsan bil. Bırak anlatma iblise o günü. Koyma araya ayrılığı. Dostların sesini görür, gözünü duyar. Birde unutmayasın her an dostlarınla dostluk meclisinin kurulduğu o güzel vakte yaklaşıyoruz. Vefâya, vefata..

 

Cemal Safi Bey şu dizelerinde bir güzelin dizinin dibine yaklaşmaya, Aşk’ı konuşturarak vefâsını dile getirmeye gayret eder;

Benim için yaratıldı Muhammed

Benim için yağdırıldı o rahmet

Evliyanın sözündeki muhabbet

 

Dostluk ve Vefa hamurumuzun mayasında vardır, ey gönlüm. Aşk tüm âlemin özündedir. Aşk, Muhammed Peygamberimizdir.  O’nun için yaratıldı, cümle sır. O’nun için yandı/uyandı kandiller. Merbutiyet kapısından evvela, Aşk’ın yani Efendimizin Ümmetini buyur ettiler. Vefâ dediler melekler gıpta edercesine. Gözlerinden süzülen katreler kevsere ulaştı o gün. İblis ardından baktı bu âleme açılan kapının ve vefânın güzellerine ve tüm korkmuşluğuyla kendi kendine dahi inanmayarak kandırırım dedi. Yaradan manen;

 

Dostını sevmek anı sevmek olur

Dost rızâsında olan anı bulur

Buyurdu o güzelliğiyle. İblis yutkundu, kursağı kurudu.Yaradan, yoldakilere yani vefâ’nın güzellerine Efendimizin diliyle; “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahınızı bağışlasın.’’

Dostlar böyledir ey can… Kendisine yaklaştırmak bağışlamak için vesileler arar veya verir.

Fethi Ağabey, Nuri Ağabey, Zarifoğlu ve nice dervişmeşrep güzeller de, Dost’un rızasını isteyenlerde merbutiyetin vefanın kapısından haberdar etmeye devam edenlerde bu vesiledendirler. Dost’a varmak, O’nu hatırlatmak için gönderilmiş dostlar.kendimi kenarda Kimsesiz gördüğüm vakitte bir sefer nasip olmuş ve Nuri Ağabey’in hanesine uğramıştım. Defterine adım ilk defa o gün yazılmıştı. Halimi arz ettiğimde verdiği gösterdiği ve işaret ettiği eserlerin arasından Bağlanma’yı  anladığımı sandığım. Eserlerini okudukça yanına varmaya gayret ettim. Bir gün bile sormadı okudun mu? diye. Anlamıştı sanırım… Dost kapısını araladığını o vakitte haber verdiğini Fethi Ağabey ile buluştuğumu onundan elimizden tutup Misak-i Ezelide buluşturduğunu. Dostlukla, Vefayla buluşunca Nesimî’yi Şair değil Dost görmüştüm o da anlamış olacak ki;

“Ey dost! Varlık evimin(gönül) içine şenlik dolunca benden benlik yok oluyordu.’’ sözleriyle vardı vardık muhabbete. Dostluk evlerimize bir şenlik olduğu vakit masivadan ve  masivanın anahtarı benlikten sıyrılıyoruz. Fethi Ağabey burada dostlarının veya dostlarının talebelerinin elinden cisimden ibaret olan gözle görüldüğü üzere tutuyor olsa da mana aleminde gönüllerden tutuyor, merbutiyet kapısını seyrettiriyor. Hayali’nin dediğine yakın belki de:

“Kulbem içre dostun hecrinde efgan eylesem

Bir  yana der nâle eyler oldu revzen bir yana.’’

 

Haklıydı. O fiğan edişiyle Dostundan, önderinden haber ediyor ilkelerini sıralıyordu bu bağlanma ile alakalıydı sanırım.

Önderin insan oluşundan da şöyle dem vururdu. ‘İnsan; derin,  yalın bir ‘ağırlık’ her şeyden önce. Bir, ‘insan’ çıktı varoluşu seçen… Varoluş’u seçen o insanla, vefa var edildi.  Zira varoluş, dosta vefayı sadakati uzak bir diyarda dahi olsa onu görür duyar bir halde yaşamaktı.

Ah ki ne ah, bunları hatırlatmak ve zaman zaman aşık oldun mu diye sorarak vefayı vefatı hatırlatan o güzel ağabeyin ardından.

Yine dost kapısını bu vakitte aralayanlara, Fethi Ağabey’e yani insanın ‘giz’le ilintisini ‘iz’ini duyumsayabilen gönlü güzel dosta ve dost kapısından haberdar eyleyenlere Selâm Olsun…

Varoluş sözleşmesi’ne şükür, gönlü güzel Muhammed’e ve tabii olanlara Selam Olsun.

Hû/Dost

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.