13. Savaşçı

10.08.2019
169
A+
A-
13. Savaşçı

13.Savaşçı filmi birçoğumuzun adına aşina olduğu Arap gezgin ve ilim adamı İbn Fadlan’dan yola çıkan bir film. İbn Fadlan, 10.yy seyyahlarından. 

Abbasi halifesi Muktedir’in 921’de İdil Bulgarları hükümdarına gönderdiği heyette yer aldı. Görevi, oradaki Müslüman bilginleri denetlemek, halifenin mektup ve armağanlarını krala sunmaktı. Yolculuk sırasında Oğuzları da gözlemler, eserinde anlatır. Önemli bir diplomat ve dikkatli bir gezgin olarak kabul edilen İbn Fadlan, bu yolculuğunu Risale adlı ünlü eserinde de anlatır. 

Çok sonraları bir yazar bu seyahatnameden faydalanacak ve  “Eaters of the Dead” adlı bir roman yazacak. Sonrasında roman 13. Savaşçı diye filme çekilir. 

Antonio Banderas burada Müslüman bir karakteri canlandırır ve gerçekten de hakkını verir. Ne çok önde, ne de geride. Tüm karakterler olması gerektiği ölçüdedir. 

Fantastik – Aksiyon türünde olan film, Ahmet İbn Fadlan’ın yaşadığı 10.yy da bir kadınla ilişkisinin ortaya çıkmasıyla başlar. Ortaya çıkan bu ilişki sebebiyle ülkesinden sürülerek başka bir ülkeye, kuzeye elçi olarak gönderilir. Dillerini dahi bilmediği bu ülkede yanında bir de rehberi vardır.

Gittiği ülkenin kralı ise ölmüştür ve yerine oğlu geçmiştir. Orada cenaze merasimine katılan İbn Fadlan yani Antonio Banderas, bir süre sonra gittiği ülkeden yardım isteyen bir başka ülkeye savaşçı olarak giderken bulacaktır kendisini.

Gittiği ülkenin yeni kralı, kendisinden yardım isteyen ülkeye gitme kararı alır ve büyücüsünden yardım ister. Büyücüsü de 13 savaşçının gönderilmesine hükmeder. Ancak bunlardan birisinin yabancı olmasını, başka ırktan olması gerektiğini söyler. Burada 13. Savaşçı’mız İbn Fadlan öne atılır ve gitmek istediğini söyler. Böylelikle 13 seçilmiş savaşçı yola çıkar.

Tarih, korku ve gerilim iç içe.                         

Yolculukları boyunca Müslüman olduğu için İbn Fadlan’la alay eden bu seçilmişler, bir süre sonra onu benimseyecek ve aralarında cansiperane bir bağ oluşacaktır. Gittikleri ülkenin topraklarına musallat olan sis canavarlarını da bu şekilde alt edecek ve bir kısmı evlerine dönecektir.

Filmde, günümüzdeki anlamıyla Fantastik kurgu öğesi filmin Ortaçağ’da geçtiğini, efsaneleri ve hurafeleri düşününce aslında bir anda kaybolur. Çünkü bu o tarihlerde yaşayan insanlar için bir kurgu değil, aksine olağan bir durumdur. Öte yandan bahsedilen çağlarda tüm bu saydıklarımızın arkasında gerçekler et ve kan vardır. Ve bunu da ancak hurafe, büyü gibi yanıltıcı ve korkutucu şeylere takılmayanlar görebilir. Sözün özü, denebilir ki, zamanın hurafeleriyle insanların canavarlara dönüştüğü bir vakitte 13 Savaşçı bunları görmezden gelerek gerçeği amaç edinir ve bu gerçeğin peşine düşer. Sonuç olarak istediklerini de alırlar. Gerçek.

Filmin senaryosu ve çekimleri bir yana, yukarıda da söylediğim gibi, Müslüman bir karakter, her ne kadar ilk başlarda aşağılansa da sonraları saygı duyulan birine, karizmatik bir karaktere dönüşecektir. Dahası kurtarıcıları da olacaktır. Böylesi de sanıyorum o zaman Amerikan sinemasında ilktir.

Filmin karakterleri arasında Ömer Şerif’in olduğunu da hatırlatmakta fayda var. O da filmimizin bir başka meşhur siması.

Eleştiri,

Filmde son savaş sahnesinde İbn Fadlan namaz sonrası Allah’a dua ederken Father, Baba diye dua ediyor. Eğer bilmeden yapılan bir hataysa bilemiyorum ancak bilerek yapılan bir işse, yapılan onca işi silmeye yetebilir, diyorum. Nitekim İslam ile Hristiyanlık arasındaki en temel farktan bahsediyoruz.

Birkaç replik,

Savaşçılar sahile indiklerinde kral 1.savaşçı Buliwyf, 13.savaşçı olan Amed İbn Fahdlan (Antonio Banderas)’a sorar:

-Sözleri çizmesini biliyor musun?

-Evet (başını sallayarak)

-O halde yazar mısın? ( sahildeki kumu işaret ederek)

bunun üzerine Amed ibn Fahdlan (Antonio Banderas) elindeki değnekle sahile arapça La ilahe illallah Muhammeden Resulullah yazarak şöyle der:

-There is one god! And Mohammed is his prophet! (bir tane tanrı vardır ve Muhammed onun peygamberidir)….


“Merhametli Baba…Günlerimi pek çok şey planlayarak geçirmiştim.Bu planladıklarımdan biri değil. Ama şu anda…Son anlarımın iyi geçmesi için sana yalvarıyorum. Vakit geldiğinde onu almalarına izin verme. Düşünmemiz gerektiği halde düşünmediklerimiz için… Bütün söylememiz gerekenlerden söylemediklerimiz için… Bütün yapmamız gerekenlerden yapmadıklarımız için… Beni bağışlamanı istiyorum.”

Okan Erdağı
Okan Erdağı
Süleyman Demirel Üniversitesi - Türk Dili ve Edebiyatı. Otostop, yürüyüş, hikâye. okanerdagi@hotmail.com
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.