Uykuyla Uyanıklık Arası

21.01.2019
229
A+
A-
Uykuyla Uyanıklık Arası

Gözlerimi açıyorum…

Bir curcunadır almış gidiyor. Kafam allak bullak, zihnim afallamış… Anlamaya çalışıyorum gözümün önünde uçuşan keşmekeşi. Her şeyin acelesi var, özellikle de zamanın, hiç durmuyor.

Sonra birden sormaya başlıyorum: “Ben buraya nasıl geldim? Bu gözlerimin önünden kayıp geçen her şeyin anlamı ne? Herkes ne yapıyor burada?” .

Hemen sesler doluyor kafamın içine, “Çok düşünme bunları” diyor etrafımdakiler, “Sen yaşamana bak” diyorlar.

Hızlanıyor zaman tekrar, sürükleniyorum farkında olmadan ve kendimi bırakıyorum usul usul. Yavaş yavaş kayboluyor sorular. Artık bende herkes gibiyim; düşünmüyorum öyle çok fazla. Sorular da yok, rahatlıyorum, rahatlıyorum…

 

Gözlerimi açıyorum…

Bir koşuşturmaca, bir telaş… Sırtımda, hemen kürek kemiklerinin altında keskin bir acı hissediyorum. Hayat epey ağırlaştı bu aralar, pek taşıyamıyorum. Doktor ilaç da verdi gerçi, biraz iyi de geliyor, lakin acı mı acı! Bana mısın demiyor hanım, zorla içiriyor. O ara bizim ufaklık giriyor odaya, elinde telefon: “Baba! Patronun arıyor!”.

Necmi Bey sinirlenmiş yine. Eee, işler yoğun bu aralar, ben de olmasam ne yapar bilmiyorum.

Sonra her şey hızlanıyor, hızlanıyor, kayboluyorum…

 

Gözlerimi açıyorum…

Karşımda ayna var. Geçen her bir sene imzasını atmış yüzüme. Dağlar, tepeler, ovalar, platolar, derin vadiler ve katman katman kanyonlar… Alnımdan çeneme kadar yeryüzünün tüm şekillerini görebiliyorum!

Büzüşen göz kapaklarım, kuytu çukurunda susuz kalmış bir çift bahar hatırası taşıyor. İçinde renklerin kılıç salladığı bir cenk kalıntısı… Yer yer yanan ateşin kızıllığı, dumanın tütsüsü kaplamış meydanı. Teslim olan askerlerin kaldırdığı beyaz bayraklar, cam gibi kahve halelerin üzerine bir sıra astar atmış, yükselen çığlıklara aldırmadan kıymışlar gözlerimin o eski parıltısına… Ama göz bebeklerim, onlar eskisinden de koyu…

Zaten bir onlar kalmış savaştan eskisi gibi çıkan. Zafer sarhoşu beyazlar öyle durmamışlar yerlerinde uslu uslu, hemen saçlarıma atlamışlar, zafer yine onların olmuş tabi.

Şimdi tel tel beyazlar akmakta başımdan, aynanın karşısındayım ve kendime bakmaktayım…

 

Gözlerimi açıyorum…

Her taraf karanlık, hiçbir şey göremiyorum. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. Öyle birisinin cevap vermesini falan istediğim yok ama neden yankılanmıyor sesim? Bir türlü anlayamıyorum. Vücudum bir yere sıkışmış herhalde, hareket de edemiyorum.

Sonra… Sonra birden soruları hatırlıyorum…

Ali Fırat DÖNMEZ
Ali Fırat DÖNMEZ
Her daim öğrenci...
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.