ALTIN 219,6615
DOLAR 5,3417
EURO 6,0729
BITCOIN 18,04
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Sağanak Yağışlı

TÜRK’ÜN SESİ MANAS

03.01.2019
41
A+
A-
TÜRK’ÜN SESİ MANAS
Reklam

Manas destanı, gerek Türk destanları arasında bulunduğu yer, gerekse dünya destanları arasında taşıdığı önem açısından üzerinde en çok durulması gereken kültür değerlerimizden biridir.

Tespit edilmiş şekliyle İlyada, Odysee, Mahabharata ve Şehname gibi destanlardan daha uzun olan bu destan, Kırgızların tarihini, edebiyatını, inançlarını ve mitolojilerini bütün ayrıntılarıyla gözler önüne serer. Bu yönüyle destan bir “Kırgız ansiklopedisi” gibidir. Manas destanı, her Kırgız ailesi için kutsaldır ve Manas destanından bir parça okuyamayan aile yok gibidir. Bir İranlı için Şehname ne ise, bir Kırgız için de Manas odur.

Manas Destanı

Manas destanı üç büyük bölümden oluşur. Birinci bölümde destana adını veren Er Manas’ın başından geçen olaylar anlatılır. Er Manas, yiğitliğiyle, aklıyla kırılanı birleştirir, dağılanı toplar. Bütün Kırgız halkının ruhunu kuşatan otoritesiyle destana güç verir. İkinci bölüm, Manas’ın oğlu Semetey’i anlatır. Semetey’in en büyük amacı babasının iktidarını devam ettirmektir. Ancak bunda pek başarılı olamaz. İktidar, Manas’ın torunu ve ruhunun himayesindeki Seytek’i beklemektedir. O, kösteklenen ayakları çözer, eziyet çeken başlara ilaç olur.

İşte bütün bu olaylar Manasçı adı verilen kişiler tarafından yüzyıllar boyunca terennüm edilmiş, onların sözleriyle geleceğe aktarılmıştır, ölüm döşeğindeki insanlara hayat veren, savaşa hazırlanan bahadırlara güç kazandıran bu insanlar halk hafızasında hep yaşamışlar, haklarındaki rivayetlerle de ölümsüzlük suyunu Manas’ın elinden içmişlerdir. Rivayetlere göre ilk Manasçılar, Manas’ın bahadırları olan Irçı Iramanoğlu ve Caysan Irçı’dır. Manas’ın kahramanlıklarını destanlaştıran bu bahadırların geleneğini daha sonraları Tolubaysınçı, Toktogul Irçı ve Noruz gibi Manasçılar devam ettirmişlerdir.

On dokuzuncu yüzyılın meşhur Manasçısı ise Kelbidek Barıbozoğlu’dur. Hakkındaki menkıbeye göre, o Manas destanını terennüm ederken çadır sallanır, fırtına kopar, karanlıkta korkunç atlılar görünür, nal sesleri işitilirmiş. Onun sesini duyan çobanlar, sürülerini bırakıp obaya dönerler, hayvanlan da onun arkasından Manas’ı dinlemeye gelirmiş.

Yirminci yüzyılın meşhur Manasçıları ise Sagımbey Orazbakoğlu ve Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un çağımızın Homeros’u olarak nitelendirdiği Sayakpay Karalayoğlu’dur. Manas destanı ilk olarak, 1849’da Kırgızların yaşadığı bölgede görevli Rus yönetici Franel tarafından hükümete sunulan bir raporda haber verilmiştir. 1961’de Çokan Velihanoğlu’nun “Han Kökötay’ın Yas Töreni” adlı epizodun Rusça çevirisini yayımlamasından sonra destanın büyükçe bir bölümü Radloff tarafından ele alınmış ve Almanca tercümesiyle dünyaya tanıtılmıştır. Destanın bütün varyantılarını ele alan bir çalışma ise yirminci yüzyılda gerçekleşmiş, destanın birinci bölümü Manasçı Sagımbay Orazbakoğlu’nun ağzından kaleme alınmıştır. Bu manasçının ölümünden sonra ise destanın üç bölümü Sayakpay Karalayoğlu rivayeti esas alınarak yazıya aktarılmıştır.

(Selçuk KIRBAÇ, Türk Edebiyatı 1995, Sayı: 265)




Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.